13/12/2008 · Kategori: bekleyis

Sensizliğe Ben Kala...
Ve kırılmışlık umutlarımı sorgularken,
Hala sessiz çığlıklarım var sana ve aklımı çelen tebessümüne dair...
Senden giderken kalbimden sökemediğim hayalerim,
alışmışlık kokan çözemediğim ümit kırıntıları var hala ellerimde...
ve sadakatin duvarlarını yıkıp kandıramadım kendimi başka mutluluklarla,
anason kokulu dipsiz maviliklerin simasıyla...
Ve Vazgeçmişliğe Sen Kala
Farkettim ki ölüm ile nefes arasındaki ince köprüde yine sen varsın.
Artık benliğime isyan,
kalbimdeki Nilüfer'lere tırpan,
toprağa uzun bir bakış,
şah damara ustura zamanı...
Işıkların Kapanmasına Cesaret Kala...
(fotokritik.com dan alıntıdır..saygılar...)
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
18/10/2008 · Kategori: bekleyis

Yıldız avlarım göğün mavisinde
Her dem bakışlarını gözlerinin deryasında
Pusu duran ellerimi sana tuzaklarım
Her tetik düşürdüğünde gözlerin
ölüme az kalır...
Yalnız gördü ya;gelir bende kalır yalnızlık....
uzar geceler...
İstanbul'a yağmur yağar karla karışık
Karı ayıklar yağmur kokularını alırım koynuma
Ot koyarım göz ucuma;
anlarım yine yangın yine hasret...
Yıkanan İstanbul'dan düşen payıma
bide yüzünün giderken ki ıslaklığı....
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
14/10/2008 · Kategori: bekleyis

Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün...
Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.
Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken...
Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..
Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?
Gene ayni korkular, ayni endişeler...
Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?
Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..
İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..
Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?
Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.
Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.
Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
doğrularımız her zaman tek doğrudur.
Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları...
Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?
Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.
Sonuç YALNIZLIK .
Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.
O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.
Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??
Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.
Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen...
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki...
Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.
Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü
AYRILANLAR HALA SEVGILI..
Uğur ilhan
(alıntıdır..saygılar...)
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
20/9/2008 · Kategori: bekleyis

Dört Mısra Arası Hayalin
Ömer Faruk Yılmaz
Seninle gülmek ne ki, ağlarım; sende kalsın... Gözyaşımı akıttığım bir hüznün masalı; bazen yarını kaybolmuş bir ömrün hikâyesidir satırlarım. İç çektiğim yüzlerce hadise, ahlarımda kaybı gerçekleşmiş binlerce surat ve talan oluşu gerçekleşmeye yakın bir ömür... Sıcaklığı yüzüme vurdukça kirletmeye kıyamadığım bir sayfadan sesleniyorum sana! Parmaklarımın arasına sığınmış buz gibi bir kalemden hohlaya hohlaya akıttığım, masa üstünde titreyen tonlarca cümlem duruyor. Yanında posası çıkmış üryan bir vücut, köşesine iliştirdiğim birkaç tebessüm ve içine kadar gömüldüğüm sen... Kapanan bir yarayı kanatmak hüner istiyor bazen, bazen de maharetsiz kalıyor ister-i istemeden gözlerim. Kalbim, sözlerim, saçlarım ve ellerim; saatleri bazen-e isabet eden hislerim... Yüreğimde yokluğu istek olan; ''sana'' gelsin, senden geçsin bir kez daha sözlerim...
Tutkularımla sana hapsedilirken, hani gelirsin diye görüş günlerine sakladığım, zulamda çoğalttığım hasretin acıyor birden. Suçluluğu ispat edilmemiş katil gözüyle bakıyorlar duygularıma! Her gece gözyaşıyla sulandırdığım pişmanlığımı ve bir damla gözyaşın uğruna feda ettiğim ömrümü, yorganımın kuytusunda ağlayarak dillendirdiğimi duymuyorlar mı dersin, yoksa duymak mı istemiyorlar? Oysa hayallerimde iklimler taşırdım ben! Baharlarını kara kıştan, yazlarını hazandan, yağmurlarını adından devşirdiğim onlarca mevsim; ahhhh çocukluğum ve gençliğim, ceplerimde bilyelerimde vardı benim... Hadi uçur diyecekler diye korkuyorum bazen; uçurtmam varsa da neye yarar sevdiğim! Gök..; yüzünde değil miydi senin ve nice okyanusları taşımadı mı bana gözlerin? Yok işte sevdiğim; -Sen gittikten sonra........: sonrası olmadı, olamadı böyle bir şeyim ve sen bittin diye kalmadı hiçbir şeyim... Tanımı yapılmamış yıkımsal terimlerin öznesisin artık ve ben hala; anlamsız her hareketin yüklemi olmaya meyilliyim! Ne zaman sorusuna vereceğim cevabı gidişinin altı çizili harflerinde saklıyorum. Ki senden sonra yaşamamış gibide hissetmiyorum artık kendimi, zoraki yaşamamışlık dersen; evet diyecek kadar içimi yaktığını da bilirim yada bilemeyiz değil mi? Olacak diye hesap ettiğimiz iki çocuk hayalinin silinen isimlerine kadar gerçeklere boğulduk seninle; mahvettik, dağıttık, kaybettik velhasıl yenildik... Karşılığında avuçlarımızda büyüsün diye bir boşluğu saklıyoruz, ceplerimizde en pahalı yokluğun astarıyla beraberiz! Şehirler geçiyor yüzümüzden; sokak lambaları, kaldırım taşları, en çokta çöplüğü andırırcasına kokuşmuş bir ifadenin içindeyiz. Gölgemiz var mı diye eğilsek; sarhoş bir adamın, utanmaz bir kadının, uslanmaz iki aptalın eseri olduğumuzu göreceğiz... Anlamı var mı sevgili; dünü, yarını, şimdisi var mı edilen bir yeminin? Tutulmayan sözleri tedavülden kaldırmaya var mı cesaretin? Var mı kahrını dindirmek adına utanmazlığına ekleyecek, hecesinde bile yalanını örgüleştirecek cümlelerin? Patlayan sorular içindeyim! Akıl coğrafyamın doğal olmayan afetinden uçuyor gidişlerin, ki canım hala kurşun misali; her gece ölsün diye sıktığım, adında dağıldığımda sensin...
Sinsi sinsi kaçışlara doğru atarken yâda en ağır duygularda bile vurduğunu zannederken, kendine bile uyak olamayan o kalbinin ritimsel bozukluğuna sor beni ve dursun artık ellerin! Gırtlağımda izi kalan yüzük parmağının kızarmışlığını soruyorlar bana. Gereği de yok artık sevgili, anlamı yok hiçbir şeyin! Yüzünün silinen boyasında, ki parmak aralarında bile vardır adım; yâda düşlerim... Ayakkabı keçesi kadar ezik bıraktığın gençliğimle taşırım seni. Eksilirse sevgin; göğsümün şerha şerha parçalanmış oyuklarından sızar, ucunu ihanete bilediğin tırnaklarınla ruhuma kadar gelirsin. Hani olur ya kırılırsın, yanılırsın, belki yeniden aldatırsın... Ama korkma sevgili; damarlarımda zehirleyip dudaklarımdan akıttığın sevgi sözcükleri yeter sana, yorgan yapar karanlığına saklanırsın. Saklandıkça birikir korkuların, belki yenilirsin ve kimbilir; belki yeniden bir gün beni arar gözlerin! Ne çıkar sevgili, ne çıkar; varsın yaprak yaprak düşen ömrün gözyaşı da sararsın. Ve müsaade edersen eğer, yeşili daha sönmemiş bu gidişin kırmızısı da kanda yansın! Uğruna ölmek ne ki, yaşarım; sende kalsın...
Ömer Faruk Yılmaz
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
6/8/2008 · Kategori: bekleyis

"zaman sana 5 kala...
zaman gelmeyen,gelince de bende durmayan bir vuslata gebe..
zaman sana 5 kala..
yelkovanım 5 geçmiyor bir türlü..
her zaman,zaman sana 5 kala..
5 kala sesini kesiyor bütün tik taklarım..
zaman tam zamanına geldiğinde
dağılacak sanki bütün vidalarım..
zaman vuslatıma gebe;
bekliyor olacağım seni
her zamanı 5 geçe.."
AynŞınKaf
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
30/4/2008 · Kategori: bekleyis

Sen vardın içimde ama gittin. Şimdi nerdesin bilinmez, ama her gece bensiz uyuyup sabaha bensiz açtığın oluyor gözlerini. Bunu bilmek parçalıyor beni. İçten içe eriyorum sanki. Kabuslarıma giriyor sensizlik. Hani insanın en etkisiz hali uykudakidir ya, hep o zaman darbe yedim senden. Bir türlü uyanamadım, ne giderken ne yiterken. Kaybetmişliklerimde bulmayı umdum seni, çok bekledim ama olmadı. Çabaladım ama öyle bir gitmeyle uzaklaşmışsın ki buralardan, iyi olan hiçbir şey kalmamış ardında. Artık pes ediyorum. Ne zaman istersen gel viran eyle beni. Uzaklardasın biliyorum, kalbim uzaklarda atıyor, aldığım nefes oralardan geliyor sanki bana ve....
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
24/4/2008 · Kategori: bekleyis

|

Titreyen mum alevinde Geceler geciyor kırk atlı ile Ürküyorum karanlığın ayak sesinden Gel
Gözlerinden Düşüme güneş tut Güller ağlıyor gel O ağaçlı meydanda gezdir beni Yıldızlar dibe vuruyor bak Gel yoksa geceler kimsesiz kalacak
Vurgun yiyor sevdalar gecelerde Dibe inmemeliyim Ya gel Ya dua et göğe yükseleyim
Sana yürüyorum hep Köşe başlarını tut Al ellerimden sana büyüttüğüm çiçekleri Rüzgârlar yuvarlanıyor dağlardan Gel saclarımı tut
Tahir de Zühre´;yi terketmemişti Aşk biraz vefalı olsaydı diyorlar Destanlar yalan yanlış Gel bizi de yanlış anlatacaklar
Bir bir kapanıyor kapılar Kapılar açılacaktı birleşince eller Sen gel Avucunun sıcağında, kırılır bütün kilitler
Üşüyorum Yeter mi bir mum alevi ısıtmaya Bir damla alevden medet umuyorum Sabah ayazları tenimi yakıyor artık Yapış yapış geceden güne dönerken Gel Nağmerde muhtaç olmaktan daha ağır bu ayrılık
Rast geleyim alalade Savruk ve dağınık
Bütün pembe düşler sek sek oyununda Tutamadım kendimi Gel düşman belledim düşleri
Söylediğimi sandıgım herşeyi Yerlere yazmışım meğer Gel gözlerine yazacağım çok şey birikti
Olsaydın Tenim ağır gelmezdi bu kadar Uykular kesilmezdi Yıldızlar üzerime basıp basıp geçtiler Yoklugunda Hepsini sırtıma yüklediler
Gel Bu sessizlik kulaklarımı tırmalıyor Kesildi sohbetler
Sevdiğim çiseler sağanak olsun Sen saçak altım Sığınıp kollarına Sıcağınla buharlaşayım gel
Suçu sardım başıma Tadına düşman oldum aşkların Ben bu yüreklere yabancı kaldım Gel korkuyorum bir başıma
Köprü altını mesken tutan evsizler gibiyim Yetim kalmış bebekler gibi Seçemiyorum sahibimi gel
Bir kuş ucur Bahar gelmiş olsun seninle Sarı sonbaharlar usandı benden Çiçekler susadı gel
Dikenli tellere çarpıyorum Paramparca her yanım Bir buseni ver Kanıyorum Acıyorum gel
Sen gel zamanlar eskimişte olsa Sözlerim tükenmişse umursama Gidişin gibi Gelişinin de tanığı olmayacak nasılsa
Gel kuşatılıyorum Asılıyorum karanlıklarda Ya bir parca ayısıgı gönder Ya da gün ağaranda seviş gözlerimle Güllerden çiğleri süpürüyorum gel
Güneşe açılacak kapılar Yıldızlar halaya duracak Düğünler dolanacak basımda
Kelepçeler kırılacak Mühürler çözülecek gel
Bütün aşklar tövbe edecek Gece ölmeyecek gel
Güller katmerlenecek Diken dökecek güller
Köprü altları kimsesiz kalacak bu kez Düşlerimi tutabilecegim
Mumlar gelişin şerefine yakılacak gel Hasımlar barısacak
Karanlıkla güneş oynaşacak Gel Dualar kabul olacak
28. 06. 2001 |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
17/4/2008 · Kategori: bekleyis

...
Her rüyada şiir gibi gözlerin
Beni yakar küllerimi savurur
Gece gündüz uyanmadan beklerim
Emanettir kokun bir gülde durur
Bitmeden bu rüya ölsem
Yüreğim avuçlarında..
Uyandırmasa
Yok olup bitsem dudaklarında
Getireceğim inan güneşi akşamlarına..
Uyandırmasa
Asılı kalsam gözyaşlarında...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
25/3/2008 · Kategori: bekleyis

seviyorum de artık...
bitsin bu can çekişmeler....
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
16/3/2008 · Kategori: bekleyis

"Ihlamurlar çiçek açacak
ve bir kez daha
ve son kez değilken
güzelleşecek hayat..
yeniden aşık olacağız birbirimize
ve yeniden gülümseyecek duvarlar...
umut olacak kör beyinlerde
ve sen olacaksın,
ömrümün her köşesinde..."
AynŞınKaf
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
« Önceki ::